Menajerlik Geçmişi

İlk menejerlik rüyası kuzenimin evindeki bilgisayarda Ultimate Manager olarak görüldü bize. Ama biz 97'de hayatımızda sayılı defa bilgisayar görmüş çocuklar olarak maç oynanırken bütün tuşlara basıp gol atmaya çalıştık. Manchester United'ı tutan kuzenim hep onları alırdı, Manchester da yenerdi. Biz sevinirdik. O oyunla ilgili şike yapılabildiğini çok net hatırlıyorum. 98'de Playstation aldık. Sürekli FİFA oynadık. Ama bir süre sonra sıktı doğal olarak. Kafamızda böyle kulüp başkanı olan bir oyun tasarlardık. Ne güzel olurdu değil mi? Sonra Level de bir oyunun ismini gördük: Premiere Manager. İtalya, İskoçya ve İngiltere ligleri seçilebiliyordu. Hemen Eminönü'ne gidip almıştık. Otobüsle eve gelene kadar idare eder İngilizcemizle arka kapağını
defalarca okuyup heyacanlanmıştık. Maçları şimdiki FM'nin 3 boyutuna yakın bir modda yalpalayarak koşan oyunculara aldırmadan izleyebiliyordun. Tabii ki o zaman için çok ama çok yeterliydi. O oyunda Chelsea, İnter ve adını hatırlayamadığım bir İskoç takımı ile kariyerler yapmıştık. Özellikle Chelsea ile oynarken transfer ettiğimiz Didier Deschamps ve Jes Hogh'un gerçekte de Chelsea'ye gitmesiyle benim ciddi anlamda menejerlik bağımlığım başlamış oldu.  Etrafımda oynayan kimse de olmadığı için abim hariç kimseyle paylaşamıyordum yaptıklarımı ama kaptırmıştk artık. Bize Playstation oynamaya gelenler beni oyunun başında görüp klasik olarak "ne yani şimdi sen oynamıyor musun?" sorularına 98'den maruz kalmaya başlamam benim için bazı şeylerin de işareti olmuş olabilir. Ama o konuya girmeyelim hiç. Sonra o oyundan sıkılıp Alex Ferguson Manager oyununu edindik yıllar sonra.

2001 için yine iyi sayılabilecek bir oyundu. Liverpool ve Blackpool ile sayısız başarılara imza atmıştım. Blackpool'a topladığım veteran oyuncularla Lig Kupası'nda Manchester'ı yenmem benim için eşsiz bir başarıydı. Takımımda Hagi, Turu Flores ve Roberto Mancini vardı. O oyunun kötülüğü de oydu. Yaşlılar her takıma gidebiliyordu ve çok iyi bir takım kuruyordunuz. Tabi iki maç arka arkaya yapamadıkları için rotasyonu iyi ayarlamak lazımdı. Heskey ve Owen'lı Liverpool'u da o zaman tutmaya başlamıştım. Bu oyunda menejerler size oyuncu kasetleri getirip gollerini izletiyordu. Bir tane röveşatacı Güney Amerika'lı ile çok iş yaptığımı bilirim. Adı Gabrial gibi bir şeydi sanırım.
Ardından LMA Manager çok sarmıştı. Stadyum yapabilmek çok özel bir durumdu. Ve bir de TV programı vardı. İki adam konuşur sonra da skorları gösterirlerdi. Manchester ve Cardiff City ile kariyer yapmıştım orda da. Oyunun zayıf noktası ise bu sefer de gençlere yatırım yapınca boşa çıkmamasıydı. Gençleri çalıştırınca kesinlikle çok iyi oyuncu oluyorlardı ve özellikleri şişiyordu. Sonra gelsin kupalar. Çabuk sıkmıştı haliyle. Sonra tekrar Alex Ferguson Manager'e dönmek istesem de dönememiştim çünkü CD çizikti. Kolonya ile silmek de kar etmemişti ve artık büyüyen benim için de Playstation Winning Eleven ile birlikte var oluyordu sadece.

Bu yılların içinde anlatmadığım bir yerde 2000 yılında elime bir CM oyunu geçmişti. 1999-2000. Yukarıda bahsettiğim kuzenimin evine haftasonu gidip büyük bir ciddiyetle Fener'i alıp oynamıştık. İlk defa menejerlik oyunlarında Türk takımı alabilmenin sevincini ve sorumluluğu enteresandı. Her güzel haftasonu gibi o da çabucacık geçmişti ve CD kuzenimde kalmıştı. O oynamış sonra. Ardından CD'yi veren arkadaşım istemişti oyunu tekrar. Ve böylece 2002'de bizim eve bir bilgisayar gelene kadar CM dosyası kapanmıştı. Ardından  Championship Manager 2001, Celeron bir bilgisayara kurulur ve herkesin başına gelen benim de başıma gelir. Tsigalko gol atar... Çok gol atar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İzleyiciler